Yorumluyorum

yorumluyorumSizin için feragat ediyorum. Eldivenlerimi çıkarttım, bir iki satır için parmaklarımın üşüyüp törpüleşmesine razıyım. Esasında hep ben razı geliyorum. Hatırlayamıyorum en son benim için kimlerin razı geldiğini. Vardır mutlaka birileri. Pekte bir önemi yok aslında. Ama yorumluyorum. Küflenmiş bir iki cümlemi raflarından çıkartacağım. Hani şu gün yüzü görmeleri gerek olan cümleleri. Dediğim gibi, yorumluyorum. Belki bir kış sabahını, belki yağmurlu bir günü. Önemi yok diğer detayların. Sadece bugünü istiyorum. Bugünde ıslanmak, bugünü koklamak istiyorum.  Martıların sesini duyup denizi hissetmek, birkaç yosunlu taşı seyredip sonrada hayatı yorumlamak istiyorum.

Sırtımı döndüğümde, gecenin ışığının usulca kapımdan içeri sızmış olduğunu görüyorum. Kim olduğuna bakıyorum, göremiyorum, tanıyamıyorum. Ama geldiği yönü biliyorum. Ne getirdi bana? Korku mu? Belki. Nefesini arkamda hissediyorum, sanki konuşacakmış gibi. Hemen o an ortalığı hüzün dolu bulutlar sarı veriyor. Bu beni daha çok korkutmaya başlıyor. Işığın rengi değişiyor, bulutların ise şekli. En derine indiğimi hissedebiliyorum, peki ya sonrası? Sonrası hep var, ama ulaşılmaz.

Sabah oluyor, günün ilk sesini duyabiliyordum. Yine koşuşturma, yine anlamsız bir telaş. Bir kış sabahıydı. Çocuk seslerine uyandım. Perdeyi aralayıp camdan dışarısını kolaçan ettim. Yılın ilk karı sokak aralarını doldurmakla meşguldü. Her yanım titriyordu. Yüzümü yıkayıp duruladıktan sonra sıkı sıkıya giyinmiş, atkımı boynuma dolamıştım. Kahvaltıya bile vaktim yoktu. Kasketimi takmamak olmazdı. Fabrika bacası gibi tütüyordum. Çay ocaklarının bir bir fokurdanmaya başladığı vakitlerde yollara düştüm. Herkes ayrı bir meşgalde. Hep telaş, kargaşa, hep bir koşuşturma içinde bu sokaklar. Bu Âdem evlatları neyin peşinde? Ceyda öğretmenimin de öğrettiği gibi; “Kendini gerçekleştirme, kişisel başarı”, peşinde bu insanlar. (A. Maslow)

İlk işim küf kokmuş peynirlerin, bin bir çeşit baharatların bulunduğunu sokaklara inmek. Huzur katıyor bana, seviyorum bu sokakları. Siz de seviyor musunuz? Veya size ne iyi geliyor diye sorsam? Balık tutmak, bisiklete binmek, dans etmek veya bağırmak. Hangisi? Bilemedim mi? Bir önemi yok zaten. Daha doğrusu benim için bir önemi yok. Benim için önemi olan küf kokmuş peynirler, sizin için belki yüzmek, belki koşmak.

Su gibi geçiyor zaman. Nerede benim o çocukluğum? Neden değiştim ben? Hep öyle kalsaydım. Kahvaltımı yaptıktan sonra koşar adım arkadaşlarımı toplamaya gitseydim. Bisiklete binseydim. Patlak topumu yırtıp başıma takke yapsaydım. Denize, göle, ırmağa girseydik. Top oynasaydık. Veya saklambaç. Biz yapacak bir şey bulurduk. Ama izin vermediler. Büyüttüler bizi. Soran olmadı. Neden sorsunlar ki? Adettendir semeri sırta vermek. Şikâyetim yok, versinler semerimi. Hazırım katlanmaya. Ama semerim yetmiyormuş gibi gelip de sırtıma da binmesinler. O zaman ya sırtımdan teperim, ya kendimi teperim. Sırtından tepersen yalnız kalırsın. Kendini tepersen yalnız bırakırsın. Peki ya ne olacak? Alacaksın sırtına semerini, sırtlanacaksın tepinesi insanları. Yürü yürüyebilirsen. Gör görebilirsen geleceğini.

Gelecek belkide ışığı görüp görememekte, beklide hayat en derinlerde. Belki ulaşılır, belki ulaşılmaz.

Fatih DEDECAN

Paylaş;
Yorum ( 5 )
  1. zahide
    3 Kasım 2013 21:52
    Cevapla

    kalemine sağlık kardeşim. . .
    YAŞAMAK BAŞKADIR AMA SATIRLARA DÖKMEKBAMBAŞKADIR …
    bir ömür boyu yaz Kardeşim…
    gün doğuncaya ,sabah oluncaya kadar yaz…
    BÜYÜMEK İÇİN YAZ….

    • FD Yazar
      13 Kasım 2013 03:13
      Cevapla

      Teşekkür ederim Zahide : )

  2. Recebivorer
    4 Ocak 2016 21:13
    Cevapla

    Yüreğine sağlık kardeşim.Sitenin yeni tasarımı on numara olmuş.İstikrar şart 🙂

    • FatihDEDECAN Yazar
      4 Ocak 2016 22:19
      Cevapla

      Teşekkür ederim kardeşim, inşallah istikrarı yakalayacağız 🙂

  3. Aleyna Gökdemir
    6 Kasım 2017 11:02
    Cevapla

    Galiba kayboldum buralarda

Bir cevap bırakın